Köpek Hastalıkları

Nocardiosis (Nokardiyazis Enfeksiyonu)

Hastalık etkeni nedir?

Necordiosis kedilerde akıntılı deri yaralarına, göğüs boşluğunda sıvı toplanmasına ve yaygın enfeksiyonlara sebeb olabilen bir hastalıktır. Bakteri toprakta oluşur ve aktinomycetales grubundandır.
Hastalık nasıl bulaşır?

Hastalık etkeni vücuda yaralı veya çizik deriden, ağız yoluyla veya solunum yoluyla girer.
Hastalık nasıl gelişir?

Bakteri vücuda yerleştikten sonra lenf bezleri, thorax, deri veya merkezi sinir sistemine yerleşir.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

Derideki hastalığın belirtileri, deri üzerinde iyileşmeyen bir yara vardır ve genel olarak bu yara ülserleşmiş bir yara haline dönüşür.
Eğer hastalık göğüs boşluğuna yerleşmiş ise hastada solunum sıkıntısı ve kilo kaybı oluşur.
Hastalığın yaygınlaştığı durumlarda ise ateş, burun ve göz akıntıları, kaşeksi (aşırı zayıflık) ve nörolojik semptomlar görülebilir.
Nasıl önlem alabiliriz?

Hastalığı önlemek için mümkün olduğu kadar yaralanma ve berelenmelerin önüne geçmeye çalışılmalıdır. Eğer yara bere oluşmussa hemen temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Yaraların gerekli dezenfeksiyonu yapılmadan üzerleri kapatılmamalıdır.
Sonuç

Eğer hastalık yaygınlaşmışsa ve pyothorax (göğüs boşluğunda sıvı toplanması) oluşmussa hastanın iyileşme olasılığı genellikle fazla değildir.

Fosfor Zehirlenmesi

Tanım

Fosfor doğada değişik şekilerde bulunur. Vücutta nükleik asit ve fosfolipitlerin yapısında yer alarak enerji metabolizmasında görev alan fosforun dışında rat zehiri olarak kullanılan ve zehirlenmeye neden olan beyaz fosfor olarak bilinen şekli oral yolla alındığında oldukça güçlü bir toksik etki yapar.

Gelişimi nasıldır?

Fosfor içeren preparatın oral yolla alımından sonra sindirim kanalından emilmesi kolay ve çabuk olur. Vücutta fosfat haline dönüşerek kolinesteraz enziminin oluşumuna engel olmak suretiyle etkisini gösterir.

Klinik belirtileri nelerdir?

Klinik olarak gözlenebilen ilk belirti huzursuzluk ve kusmadır. Kusma esnasında çıkarılan içeriğin ve solunum havasının sarmısak kokması karekteristik bir belirtidir.

Salya artışı, sancı belirtileri, solunum güçlüğü de gözlenebilecek belirtilerdendir.

İlerlemiş durumlarda konvülsiyonlar, istem dışı idrar ve dışkılama ve koma şekillenmesi söz konusudur. Bunu takiben ölüm görülebilir.

Sonuç

Genellikle ani ölümlere neden olmadığından fazla gecikilmeden yapılan medikal tedavilere olumlu cevap alınabilir. Tedavide sindirim sistemindeki zehirin uzaklaştırılması esas alınmalıdır. Bu nedenle yapılacak ilk işlem kusturmak olmalıdır. Bu amaçla ılık suya bir çorba kaşığı tuz katarak içirmek fayda sağlayacağı gibi veteriner hekim kontrolünde kusturucu ilaçlar da uygulanabilir.

Anorexia (İştahsızlık)

Hastalığın nedeni nedir ?

İştah; hipotalamusta açlık ile ilgili merkez tarafından kontrol edilir. Bu merkezin; hormonlar, korku, heyecan, ağrı, enfeksiyonlar, yangısel bozukluklar ve midenin dolgunluğu gibi bir çok faktörün etkisiyle bastırılması nedeniyle iştah azalır veya tamamen kaybolabilir.

Ayrıca yemeği beğenmeme gibi bir durumda da anorexia şekillenebilir. Gerçek anorexia olarak tanımlanan bu durum açlık merkezini uyarımına yönelik medikal tedaviler ile gıda değişiklikleri ile giderilebilir.

Disfaji olarak adlandıran yutma güçlüğü gibi bir durumda ise yeme isteği olmasına karşın yutmadaki güçlük veya ağrı gibi bir nedene bağlı olarak yemek yiyememe ve açlık durumu söz konusudur.

Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Açlık merkezini inhibe eden toksemi, enfeksiyon, yangı, tümöral oluşumlar, heyecan, ağrı, korku, mide ve bağırsakların aşırı doluluğu veya yabancı cisimler gibi durumlarda iştah kaybı söz konusu olabilir.
Bazende hiç bir neden olmaksızın yemeyi reddedebilir. Bu durum size karşı yapılan protesto olabileceği gibi yemeği beğenmemesine bağlı da olabilir.

Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Yemeği reddetme ve kilo kaybı klinik olarak görülebilen ilk ve en önemli bulgudur.

Açlık merkezinin inhibe edilmesi veya yutma güçlüğü nedeniyle vücut tarafından alınan protein ve enerji kaynaklarının yetersizliğine bağlı olarak hızlı ilerleyen bir kilo kaybı şekillenir. İlerleyen durumlarda protein enerji metabolizmasındaki bu yetersizlik nedeniyle immun yetmezlik, anemi, halsizlik gibi birçok sistemik bozukluğun şekillenmesi söz konusudur.

Açlığa bağlı olarak, normal zamanlarda bağırsaklardan emilen glikoz seviyesinde azalma buna bağlı olarakta kanda glikoz seviyesinde düşme olur. Glikoz’un rol aldığı normal vücut fonksiyonlarının devamının sağlanabilmesi için karaciğerdeki glikoz depoları kullanılır. Açlığın devamı halinde karaciğerdeki glikoz depoları kullanıldığından glikoneogenesis başlar ve amino asitler kullanılır.

Zincirleme olarak gelişen bu metabolik bozukluklar sonucunda, tüm fonksiyonlarda azalma, halsizlik, kilo kaybı ve ilerleyen durumlarda kaslarda aşırı zayıflık görülebilir. Gerekli destek ve tedavi yapılmaz ise ölüm şekillenebilir.

Sonuç

Anorexia bir çok hastalığın seyri sırasında görülebilen klinik bir bulgu olarak değerlendirilmesine rağmen, beyincikdeki açlık merkezinin dejenerasyonuna bağlı olarak şekillenen ve ölümlere neden olabilen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle uzun süreli iştahsızlık olaylarında muhakkak veteriner hekimize danışınız.

Obesity (Aşırı Şişmanlık)

Hastalığın nedeni nedir ?

Obesite vücutta özellikle de abdominal bölgede yağ birikimidir. Köpeğin vücut ağırlığının ırk, cinsiyet ve yaşına göre normal sayılan ortalama ağırlığının yaklaşık olarak % 15 ile % 25 üzerine çıkması hali obesite olarak tanımlanabilir.

Obesite oluşum nedenine göre;

Endojen obesite,
Eksojen obesite olarak iki gruba ayrılır.

Endojen obesitenin; birincil nedenleri metabolizmada değişikliğe neden olan Diabetes Mellitus, Hiperadrenokortizm, Hipotroidizm gibi hastalıklardır. Bu tür obesitenin giderilebilmesi için neden olan etkenin öncelikle tedavisi gerekir.

Eksojen obesitenin; şekillenmesinde birincil etken beslenme bozukluğudur. Aşırı miktarda gıda tüketimi veya kalorisi yüksek gıdalarla beslenme sonucu ortaya çıkar. Bunların dışında obesitenin gelişmesine etki eden çeşitli faktörler vardır. Bu faktörlerin başında, yaşlanma veya kısırlaştırma gibi aktivitenin azalmasına, dolayısıyla da enerji tüketiminin yavaşlamasına neden olan faktörler gelir.

Alınan gıdanın içerdiği enerji payının aynı kalmasına karşın günlük fiziksel aktivitenin azalması depolanan yağ miktarının artmasına neden olur.

Ayrıca öğün arası ve düzensiz beslenme de obesitenin şekillenmesine etki eden faktörlerden biridir. Normal gıdası ile aldığı yaşam ve enerji payının dışında fazladan alınan bu gıdalar vücut tarafından harcanamadığından depolanır ve obesite şekillenir.

Yaşlanmaya bağlı olarak vücutta kas kütlesinde azalma ve yağ depolama eğilimi vardır. Bu nedenle yaşlanma ile birlikte obesite eğilimide artar.

Bunların dışında yaşanan duygusal stres de kilo artışında etkin olabilmektedir.

Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Vücudun ihtiyacı olan enerji, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması ile sağlanır. Bu besin maddelerinin alınan gıdalardaki oranlarının fazlalığı yanında metabolizmada oluşan bir aksamaya bağlı olarak obesite şekillenmesi söz konusudur.

Obesite, vücutdaki yağ hücrelerinin sayıca ve hacim olarak artışına bağlı olarak şekillenir. Bir köpeğin vücut yağlarının sayısal oluşumu büyüme döneminde olduğundan bu dönemde beslenmenin önemi büyüktür.

Yağ, protein ve karbonhidrat oranı dengeli olmadığı taktirde oluşan fazlalık yağ hücreleri şekline dönüşür ve depolanır. Sayısal artışın fazlalığı ileri dönemlerde obesitenin şekillenmesinde en büyük etkenlerden biridir. Zaman içinde kilo artışı bu yağ hücrelerinin hacimsel genişlemesine neden olur ve obesite şekillenir. Yağ hücrelerinin sayısal olarak fazla olması kilo vermeninde bir o kadar zor olacağı anlamına gelir. Çünkü yağ hücrelerinin sayısında bir değişiklik olmadan hacimsel olarak küçülmesi söz konusudur.

Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Kilo artışı görülebilen ilk bulgudur. Özellikle köpeklerde kuyruk bölgesinde başlayan yağlanma dikkat çekicidir. Zamanla yağlanma artarak karın bölgesinde yoğunlaşır. Üsten bakıldığında bel bölgesindeki dolgunluk ve gövdenin silindirik yapısı karekteristik bir görüntüdür.

İleri obesite durumlarında artan yağ tabakası nedeniyle kaburgaların dahi görülmemesi söz konusu olabilir.

Artan kilo artışına bağlı olarak omurlarda özelliklerde omurlar arası disklerde problemler, artritis veya diz eklemindeki ligamentlerin zarar görmesine bağlı olarak yürüyüş bozuklukları görülebilir.

Şişmanlığın artışına bağlı olarak kalp sorunları ve haraket etmede isteksizlik artar.

Daha yavru yaşlarda şekillenen obesite durumlarında büyümede gerilik olabilir.

Şişmanlık tüm ırklarda görülmekle beraber Beagle, Dashshund ve Labrador retriever ırkı köpeklerde obesiteye yatkınlık nedeniyle daha sık olarak görülür.

Hastalıkdan nasıl korunulur ?

Kilo almayı önlemek için gösterilecek çaba, fazla kilonun neden olduğu problemleri gidermek için gösterilecek çabadan daha fazla değildir. Bu nedenle kilo artışının baştan önlenmesi sorunların yaşanmaması için alınacak en iyi önlemdir.

Bunun için hangi ırk olursa olsun tüm köpeklerin diyetlerine dikkat edilmeli, yemek saati dışında yemek verilmemeli, rutin yürüyüşlere veya egzersizlere vakit ayrılmalıdır. Şişmanlık belirtilerini ilk gördüğünüz anda her zaman olduğu gibi veteriner hekiminize danışmalı ve köpeğiniz için en uygun olan beslenme rejimini belirlemelisiniz.

Sonuç

Obesite, köpeklerde kilo artışı ve yağlanmaya bağlı olarak fiziki bir bozukluğa neden olması yanında konjestif kalp yetmezliği, şeker hastalığı, kısırlık veya kabızlık gibi bir çok metabolik ve fizyolojik bozukluğa hazırlık yaratacağından kontrol altında tutulması ve önlem alınması gereken bir durumdur.

Rachitism (Raşitizm-Kemik Gelişimindeki Yetersizlik)

Hastalığın nedeni nedir ?

Hastalığın oluşmasının nedeni özellikle büyüme döneminde kalsiyum, fosfor ve D vitamini eksikliğine bağlı olarak kemik yapının yetersiz gelişimidir.

Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Kalsiyum, fosfor ve D vitamini birbirlerinin etkisini destekleyen, işlevini artıran bir mekanizma ile çalışır. Bu nedenle herhangi birinin eksikliği kemik metabolizmasında aksamaya neden olabilir.

Kalsiyumun kemiklerde aktif hale gelmesi D vitamini etkisiyle paratiroid hormon tarafından sağlanır. D vitamininin eksikliği halinde paratiroid hormon kalsiyumun kemiklerde yerleşmesini sağlayamaz ve vücut sıvılarında kalsiyum düzeyi artar bu durumda özellikle büyüme döneminde demineralizasyona neden olur.

Fosfor kemiklerin kalsifikasyonunda kalsiyum ile birlikte çalışır ve kalsiyum/fosfor oranının 2/1 olması normal düzen için gereklidir. Bu dengenin herhangi bir mineral lehine bozulması kemik gelişimini olumsuz etkiler.

Kalsiyumun, fazla alınması halinde kanda artan miktarın düzenlenmesi için organizma tarafından kemiklerdeki fosfor iyonları geri alınır ve kalsiyumla birleşerek atılımı sağlanır. Fosforun fazla alınması halinde ise bu kez kemiklerden kalsiyum alınarak benzer işlem gerçekleşir. Her iki durumda da kemik doku etkilenir ve normal gelişimini sağlayamaz.

D vitamininin görevi, kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kalsiyum ve fosforun vücutta tutulmasını ve kemik dokuya geçişini sağlamaktır.

Eksikliği halinde bu işlevlerde aksamalar ve dolayısıyla da kemik gelişiminde yavaşlamalar olacağından raşitizmin şekillenmesine neden olur.

Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Hastalığın karekteristik belirtisi, özellikle uzun kemiklerde eğilme ve palpasyonda ağrıdır. Kemiklerin epifiz kısımlarında, kıkırdak dokunun artması, genişlemesi, kalınlaşması ve buna bağlı olarakda kemiğin normal gelişiminin engellenmesi söz konusudur.

Klinik olarak görülebilecek bulgulardan biri de toprak, taş yeme ve duvarları yalama gibi allophagia belirtileridir.

Ayrıca diş gelişim bozuklukları, diş değişimlerinin gecikmesi gibi belirtiler görülebileceği gibi omurgada eğrilik, göğüste daralmalar, sırtta kambur duruş, belin sarkıklığı, X veya O bacaklık gibi kemik gelişimi ile ilgili bozukluklar görülebilir. Tüy yapısı bozuk, kıllar mat ve karışık bir halde görülebileceği gibi hastalıklara karşı dirençde azalabilir.

İlerlemiş olaylarda kaburgaların göğüs kemiğine birleşme yerlerinde kabartılar elle hissedilebilir hale gelir ve tesbih tanesi gibi bir dizilim görülebilir.

Çoğunlukla ağrı tespit edilir. Ağrı nedeniyle yürümekten sakınır, adımlar kısa ve kontrollüdür, yatmayı tercih eder.

Kemik yapı bozulduğundan büyüme yavaşlamışdır ve kemik dokuda ciddi deformasyonlar söz konusudur. Bu nedenle kemik kırıkları çok rahatlıkla oluşabilir.

Köpek yavrularında konstipasyon ve idrar tutukluğu yanında parapleji’de görülebilen bulgulardandır.

Hastalıkdan nasıl korunulur ?

Yetersiz ve dengesiz beslenen yavruların en temel problemlerinden biri olan bu hastalık dikkat edilmediğinde üzücü sonuçlara neden olabilir. Kırıklar veya kalıcı kemik eğrilikleri görülebilir. Bu yüzden özellikle gelişme döneminde beslenmeye dikkat edilmelidir. Ayrıca D vitaminin (D3) derinin granulosa katında sentezlenmesi nedeniyle yavruların güneş ışınlarından yararlanmasına dikkat edilmelidir.

Ayrıca hamilelik sırasında annenin iyi beslenmesi doğacak yavruların daha sağlıklı olmalarını sağlayacaktır.

Raşitizme maruz kalmış yavruların, tedavi sırasında haraketlerinin kontrol altına alınması istenmeyen kırıkların oluşmasını önlediği gibi hastalığın ilerlemesini engellemek açısından da önemlidir.

Sonuç

Büyümede duraklama ve gelişim geriliği gibi spesifik bir bozukluğa neden olan raşitizmin tedavisinden daha çok oluşumunu önlemek gereklidir.

Bu nedenle korunma amacı ile annenin gebelik döneminden başlayıp yavrunun büyüme dönemini kapsayan süreçte beslenmeye dikkat etmeli, yeterli ve dengeli bir beslenme sağlanmalıdır.

Raşitizim belirtilerinden birinin veya bir kaçının görüldüğü durumlarda hemen veteriner hekiminizle irtibat kurarak acil önlem almalısınız.

Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)

Hastalığın nedeni nedir ?

Pankreas bezinin vücudun ihtiyacı olan insülini yeteri kadar salgılayamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Genetik faktörler, adrenokortikotropik, östrojen ve progesteron gibi hormonların fazlalığı da insülin metabolizmasına etki ederek glikoz ve insülin arasındaki dengenin bozulmasına neden olabilir.

Hastalık nasıl gelişir ?

İnsülin vücudun glikoz mekanizmasında rol oynayan hormondur. Karbonhidrat, yağ ve proteinler ile alınan glikoz barsaklardan emildikten sonra karaciğerde glikojen halinde depolanır ve gerektiğinde kana glikoz olarak verilir. Bu mekanizmada insülinin eksikliği durumunda kanda glikoz miktarı yükselir.

Hastalığın orta yaşlı veya yaşlı köpeklerde, çoğunlukla da dişi köpeklerde şekillenme oranı daha yüksektir. Hastalık üç şekilde sınıflandırılmaktadır. Bunlar;

Tip 1; Pankreasta insülinin salgılanmasıyla görevli betahücrelerinin yetersizliğine bağlı olarak insülin salgılanmasının azlığına bağlıdır. Genetik faktörler nedeniyle şekillenme olasılığı yüksektir.

Tip 2; Pankreasta insülin salgılanması vardır ancak kanda glikoz düzeyinin yükselmesi söz konusudur. Buna bağlı olarak yükselen glikoz düzeyi beta hücrelerini uyararak daha fazla insülin salınmasına neden olmaktadır. Zamanla artan uyarılar nedeniyle beta hücrelerin insülin salgısının azalması sonucu oluşmaktadır. Şişman köpeklerde görülme oranı daha yüksektir.

Tip 3; Bu tip diabet oluşumunda klinik belirtiler olmaksızın kanda şeker seviyesinin yükselmesi söz konusudur. Pankreas beta hücrelerinde dejenerasyona bağlı olarak şekillenmektedir. Trauma, enfeksiyon, neoplaziler gibi akut pankreatite neden olan etkenlerin varlığında görülme oranı yüksektir.

Şeker hastalığının, özellikle gizli şeker (Tip 3) oluşumunda genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Golden retriever, keeshound gibi ırklarda kalıtsal olarak şekillenebildiği gibi, minyatür poodle, dachshund ve terrier ırkı köpeklerde genetik olarak hastalığa yatkındır.

Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Klinik olarak hastalığın ilk görülen spesifik belirtileri, fazla idrar yapma, çok su içme ve aşırı yeme isteğine rağmen zayıflamadır.

Aşırı su kaybına bağlı olarak dehidrasyon şekillenir ve çabuk yorulmalar başlar. Şiddetli dehidrasyon olan durumlarda beyin hücrelerininde dehidre olmasına bağlı olarak sinir sistemine ait bozukluklar ve depresyon görülebileceği gibi üremi, pankreatitis ve karaciğer problemleri gibi komplikasyonların şekillendiği durumlarda iştahsızlık, kusma, ishal, zayıflama, derin hızlı solunum ve koma oluşabilmektedir.

Karaciğerde hasarın fazla olduğu durumlarda sarılık ve karın bölgesinde sancı görülebilir.

Ayrıca köpeklerde her iki gözde yavaş ilerleyen bir katarakt gelişimi ve zamanla körlük oluşması, ağızda ve idrarda aseton kokusu yanında iyileşmeyen deri lezyonları da diabetin spesifik belirtilerindendir.

Hastalığın ilerlemiş durumlarında nefritis, pnömoni, aşırı zayıflama ve şeker koması oluşmasına bağlı olarak ölüm şekillenebilir.

Nasıl önlem alabiliriz ?

Köpeklerde aşırı su içme ve sık idrara çıkma çoğunlukla önemli bir hastalığın habercisidir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen veteriner hekiminizle görüşerek bilgi alınız.

Şeker hastası köpeklerin bakımı oldukca zordur ve çok dikkat gerektirir. Hastaların yaşamı sık kontrollere ve sıkı bir bakıma bağlıdır. Bu nedenle veteriner hekiminizin hastalık hakkında vereceği bilgilere ve tedaviye tamamen bağlı kalmalısınız. Aksi takdirde bir çok komplikasyon sonucu hastanızın yaşam kalitesinin hızla düştüğüne şahit olabilirsiniz.

Sonuç

Hastalık aylar ve yıllar boyu klinik semptomlar görülmeden sürebileceği gibi aşırı dehidrasyon, kaşeksi ve koma sonucu ani ölümler de şekillenebilir.

Hastalığın tedavisi ömür boyu süren diet ve insülin tedavisi ile mümkündür.

 

Diabetes Insipidus (Şekersiz Diyabet)

Hastalığın nedeni nedir ?

Şekersiz diabet olarak da bilinen hastalık, hipotalamusda sentezlenip, hipofizde depolanan antidiüretik hormonun sentezinin veya salgılanmasının yokluğu ve yetersizliği nedeniyle şekillenebilir.

Hastalık nasıl gelişir ?

Diabetes insipidus;

Hipofizer diabetes insipidus
Nefrojenik insipidus olarak iki formda görülür.

Hipofizer formda; hipofiz bezindeki veya nöröhipofizel hat boyunca oluşan bir aksaklığa bağlı olarak hormonun sentezlenmesinin veya salgılanmasının engellenmesi nedeniyle şekillenen hormonal bir durum söz konusudur. Şekillenmesine, beyinde hemorajiye neden olan traumalar, tümöral oluşumlar, kistler ve enfeksiyonlara bağlı olarak da şekillenebilir.

Nefrojenik formda; antidiüretik hormon düzeyi kanda yeterli olmasına karşın böbreklerde suyun geri emiliminin olmaması söz konusudur ve idrarın konsantre olmamasına bağlı olarak hastalık şekillenir.

Doğmasal ve edinsel nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Şekillenmesine böbrek tubuluslarında fonksiyonel bozukluk yaratan kronik böbrek yetmezliği, pyelonefritis, polikistik börek hastalıkları neden olabileceği gibi hiperkalsemi, hipokalemi, hiperadrenokortikoizim, hipoadrenokortikoizm,ve bazı ilaç toksikasyonlarına bağlı olarak da şekillenebilir.

Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Hastalığın en belirgin semptomu aşırı idrar yapmadır. Buna bağlı olarak çok fazla su içme isteği vardır ve ilerleyen durumlarda vücudun aşırı su kaybetmesi ve aşırı zayıflama görülebilir.

Nefrojenik diabetes insipidusta bu belirtiler yanında hastalığın şekillenmesine neden olan asıl hastalık belirtileride görülebilir.

Ayrıca doğmasal olarak şekillenen nefrojenik diabetes insipidusta gelişmede gerilik, mide şişkinliklerine bağlı kusmalar da şekillenebilir.

Sonuç

Diabetes insipidus olayları köpeklerde seyrek şekillenen bir hastalıktır ve asıl nedenin ortadan kaldırılması ile tedavisi mümkündür.

Otomycosis (Kulak Mantarı)

Hastalığın nedeni nedir?

Kulak yolunu etkileyen mantarlar nedeniyle şekillenen bir enfeksiyondur. Özellikle yüzmeyi seven köpeklerde daha sık görülür.

Köpeklerde otomycosa neden olan ve önem taşıyan mantar türleri arasında Candida albicans en sık görülen türdür. Ayrıca, Aspergillus ve Pseudomonas türleride otomycosa neden olan mantar türlerindendir.

Hastalığın gelişimi nasıldır?

Kulak kanalında doğal olarak bulunan mantarlar, banyo veya yüzme sonrasında nemli kalan kulakta çoğalarak enfeksiyona neden olur. Tek taraflı veya çift taraflı şekillenebilir.

Sarkık kulaklı köpeklerde kanalda yeterli havalanmanın olmaması da hastalığın gelişimine etki eden önemli bir faktördür.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Otomycose olaylarında spesifik belirti kaşıntıdır. Kaşıntının şiddetine bağlı olarak, kulağını bir yerlere sürme, arka ayaklarda pandül hareketi ile sürekli kaşıma gibi bulgular görülebileceği gibi kulak kepçesinde tahriş veya sıyrık tarzında yaralarda şekillenebilir.

Kulak kanalında sızıntı artışı görülebilecek diğer bir belirtidir. Kokulu sarı veya yeşilimsi olabilen bu sızıntıya bağlı kabuklanmalar ve ilerleyen olgularda kızarıklıklar görülebilir. Kulak kanalında şekilenen yangıya bağlı olarak ağrı olabilir.

Çoğunlukla kulağının temizliği sırasında ulaşılamayan kulak yolundaki kaşıntının giderilmesi söz konusu olduğundan kulak temizliği ve dıştan friksiyonlar rahatlatıcıdır.

Nasıl önlem alabiliriz?

Periyodik olarak kulak temizliğinin yapılması, kanalın girişini tıkayan kılların kesilmesi ve kanalın havalanmasına olanak sağlanması, banyo ve yüzme sonrasında dış kulak yolunun kurulanarak nemliliğin giderilmesi gibi önlemler ile hastalığın oluşması engellenebilir.

Sonuç

Köpeklerde pek sık görülmeyen ve lokal uygulamalar ile tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.

Ancak kulağın temizlenmesi sırasında dikkatli davranılmalı ve hafif friksiyonlar ile kanal temizlenmelidir. Aksi halde konjesyon ve kabuklar nedeniyle kanamalar olabilir.

Othaemotom (Kulak Kepçesinde Kan Toplanması)

Hastalığın nedeni nedir?

Kulak kepçesinin derisi ile kıkırdak arasında kan ve lenf sıvısı toplanmasıdır. Özellikle uzun ve sarkık kulaklı köpeklerde sık görülen hastalığın oluşum nedeni, öncelikle kulak kepçesini etkileyen darbeler ve ezilmelerdir.

Ayrıca şiddetli kaşıma, kavga sırasında yaralanma gibi nedenlerle de şekillenebilir.

Hastalığın gelişimi nasıldır?

Kulak kepçesi venalarını etkileyen her hangi bir nedene bağlı olarak deri altına kan ve lenf sıvısı toplanır. Genellikle tek taraflı görülmekle birlikte her iki kulakta da şekillenebilir.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Klinik olarak kolay teşhis edilen hastalığın karekteristik belirtisi kulak kepçesinin iç veya dış yüzeyinde (çoğunlukla dış yüzey) gergin bir şişkinliktir.

Başlangıçta küçük olan ancak kısa sürede büyüyen bu şişkinlik palpe edildiğinde ağrı tespit edilebilir. Başını sürekli sallamak ve kaşımak ister. Buna bağlı olarak kulak kepçesinde yaralanmalar olabilir.

İlerleyen evrelerde hematom, yoğunlaşmaya bağlı olarak hamur kıvamını alabilir. Hacim artışına bağlı olarak kulak kepçesi ağırlaşır ve aşağıya sarkar. Başını hematomlu kulağın olduğu yöne doğru eğik tuttuğu gözlenir.

Hastalık hangi ırklarda görülür?

Tüm köpek ırklarında şekillenebilir. Ancak Cocker, Pointer, Setter, Labrador, Golden Retriever gibi uzun ve sarkık kulaklı ırklarda daha sık görülür.

Hastalığı hazırlayıcı faktörler nelerdir ?

Kaşıntılı deri hastalıkları ve kulak hastalıkları, kulağa yapılan enjeksiyonlar veya hatalı puksiyonlar oluşumunu kolaylaştırır.

Sonuç

Genellikle operatif olarak tedavisi yapılır. Ancak nüksetme oranı yüksek olan bir hastalıktır. Bu nedenle tedavisi sırasında kulağını sallamasına engel olacak tüm tedbirler alınmalıdır.

Sürekli tekrarlayan durumlarda kulak kafaya bandajla sabitlenerek uzun süre korunmalıdır.

İdrar Kaçırma

Hastalığın sebebi nedir ?

Bu konuda bahsedilen idrar kaçırma olayı yavru köpeklerin çiş yapma olayı değildir. Bu daha çok yetişkin ve genç köpeklerin çeşitli sebeblerden dolayı idrarlarını tutamamaları ile ilgilidir.

İdrar kaçırmaya sebeb olan faktörleri sıralayacak olursak;

Nadir olarak görülse de doğmasal anomaliler,
İdrar kesesinde oluşan polipler veya tümörler,
İdrar kesesini kontrol eden sinirler üzerinde oluşabilecek hasarlar,
Bazı idrar kesesi veya idrar yolları operasyonlarından sonra sinir veya sifinkter (idrar kesesinin ağzında bulunan ve istemli bir şekilde kontrol edilebilen, idrarı kese içinde tutan kas demeti) üzerindeki tahribatlar,
Östrojen veya testesteron hormonlarındaki ani değişimler (azalma veya artma),
Prostat hastalıkları,

İdrar kaçırma dişi köpeklerde daha fazla görülmektedir. Bunun nedeni ise kısırlaştırma operasyonlarından sonra oluşan ani hormon değişimleridir.

Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Hasta köpekler uyurken veya uyanıkken sızıntı halinde idrar kaçırırlar,
Devamlı olarak vulva veya penis bölgesini yalama eğilimindedir.
Eğer bir hastalığa bağlı olarak şekillendiyse o hastalığın semptomlarıda gözlenebilir.

Nasıl önlem alabiliriz ?

Genellikle idrar kaçırmanın altında yatan nedeni bulmak oldukca zordur. Çünkü bir çok faktör bu duruma neden olabilmektedir. Sebebin bulunamadığı durumlarda hastayı çıkabilecek problemlerden korumaya çalışılmalıdır. Bunun içinde idrarın bulaştığı vücut bölgeleri çok iyi temizlenmelidir. Aksi takdirde idrarın yüksek yakıcı etkisinden dolayı deri üzerinde yaralar açılacak ve enfeksiyonlar gelişecektir. Bu durumda da hastanın yaşam kalitesi düşecektir.