Kedi Hastalıları

Meme Tümörleri

Hastalığın tanımı

Kedilerde, meme lobları dört çift olarak linea albanın her iki tarafında yerleşmiş elveoler yapıda bezlerdir. Normalde inaktif halde olan meme bezleri doğum ile birlikte aktif hale geçerek süt sekresyonuna başlar.
Hastalığın nedeni nedir?

Kedilerde kötü ve iyi huylu tümörler şekillenebilir. Genç kedilerde meme tümörü şekillenme olasılığı daha azdır. Ancak sık yaşanılan hayali gebeliklere bağlı olarak daha erken dönemlerde de ortaya çıkabilir. Tümör tek meme lobunda yerleşebileceği gibi bir kaç meme lobunda da yerleşebilmektedir.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

Klinik bulgu olarak, memelerde şişkinlik ve ağrı gözlenebilr. Tümörün iyi veya kötü huylu oluşu gelişiminde etkindir. Genellikle kötü huylu tümörlerde hızlı bir gelişim ile birlikte yaygın bir şişkinlik de gözlenir.
Sonuç

Çoğunlukla metastaz özelliği olan kötü huylu tümörlere kedilerde daha sık rastlanılmaktadır. Ancak kısırlaştırma operasyonu yapılmış olan kedilerde meme tümörlerinin oluşum oranı daha düşük olduğundan ilk östrus döneminden sonra kısırlaştırmak faydalıdır.

Tanı, klinik bulgular ile kolaylıkla yapılabilir. Tedavisinde kemoterapi uygulanabilir ancak operasyon daha radikal tedavi yöntemidir. Çünkü erken dönemlerde tümörün alınması olası metastazların önlenmesi yönünden yararlı olabilir. Biopsi yapılmadan tümörün total alınması ve daha sonra patolojik olarak analizinin yapılması faydalıdır.

Histopatolojik olarak tümörün niteliğinin bilinmesi özellikle kötü huylu tümörlerin varlığında diğer iç organlardaki metastazların varlığı ve takibi için gereklidir.

Mastitis (Meme Bezlerinin Yangısı)

Hastalığın tanımı

Genellikle doğum sonrası akut olarak meme bezinin yangılanmasıdır. Meme bezleri modifiye ter bezleridir ve kedilerde 8-12 meme başı ve her meme başında 4-7 süt kanalı vardır.
Hastalığın nedenleri nelerdir

Enfeksiyonların oluşumunda genellikle streptpococ veya staphylococ grubu bakteriler rol oynar.

Doğumdan sonraki birkaç hafta içinde yavruların süt emerken meme dokusunu yaralaması ve buna bağlı olarakta mastitis şekillenmesi mümkündür.

Kedilerde çoğunlukla akut mastitis olayları görülür.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

Yangılanan meme lobunda şişkinlik, kızarıklık ve ağrı vardır. Klinik olarak beden ısısı artmış ve iştahsızlık, halsizlik gibi enfeksiyona bağlı belirtiler başlamıştır. Anne kedide, gelişen depresyona ve süt salgısının durmasına bağlı olarak yavruları emzirmekten kaçış görülebilir.
Sonuç

Yavru ölümlerinin önlenebilmesi amacı ile mastitisin şekillendiği durumlarda uygun tedaviye hemen başlanmalı ve gerekirse yavruları yapay olarak beslemelidir.

Mastitis vakalarında hekiminizin uygulayacağı medikal bir tedavi ile başarı sağlamak mümkündür.

Mastitis olaylarının seyri sırasında meme loblarında kist veya apseler şekillenebilir. Apse geliştiyse uygun bir apse sağıtımı yapılarak veya kistin geliştiği olaylarda ise operasyon ile kist alınarak kesin tedavi yapılabilir.

Bu vakaların nüks etmesini önlemek amacı ile genellikle veteriner hekimler tarafından kısırlaştırma operasyonu yapılması tavsiye edilir.

Mandibula Kırıkları (Alt Çene Kemiği Kırığı)

Hastalığın nedeni nedir?

Kedilerde özellikle trafik kazaları ve düşme nedeniyle şekillenen çene kemiği kırıkları oldukça sık şekillenmektedir. Çene kemiğine gelen küt darbeler, köpekler ile kavga ve diş çekimi esnasında da şekillenebilir.
Hastalığın gelişimi nasıldır?

Darbe nedeniyle mandibulanın değişik yerlerinde kırık şekillenebilir. Örneğin sağ ve sol çene kemiğinin birleşim yeri olan symphysis bölgesinde veya gövde olarak tanımlanan öğütücü dişler hizasında kırıklar şekilenebilir.

Bu kırıklar darbenin şiddetine bağlı olarak parçalı veya basit kırıklar şeklinde olabileceği gibi açık kırık veya kapalı kırıklar şeklinde de oluşabilir.

Kedilerde alt çenenin kırıklarına çoğunlukla çene eklemine yakın bölgede ve symphysis bölgesinde açık kırıklar şeklinde rastlanmaktadır.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

Klinik olarak ağızın kapatılamaması ve ağızdan salya akışı ilk gözlenen belirtilerdir. Eğer açık bir kırık varsa salya kanlı olabilir. Elle yapılan muayenede özellikle symphysis kırıklarında çene kemiğinin iki ayrı parça halinde aşağı yukarı oynadığı tespit edilebileceği gibi tam bir ayrılma varsa bir taraf aşağıya sarkık olarakta görülebilir.

Parçalı bir kırık söz konusu ise kemikler hareket ettirildiğinde krepitasyonu (sürtünme sesini) daha fazla hissetmek mümkündür.

Kırığın şekillendiği bölgeye ve kırığın şekline bağlı olarak çiğneme yapılamayabilir veya güçlükle yapılabilir. Genellikle ağrı nedeniyle yemek yemekten kaçınırlar.
Sonuç

Klinik belirtiler ve röntgen bulguları ile kolayca tespit edilebilen bir durumdur. Tedavisinde çoğunlukla operatif yöntemler uygulanır. Parçalı kırıklar ve kemiğin normal pozisyonunda bozulmaları olduğu komplike kırıklarda iyileşme daha uzun süre alabilir.

Symphisis kırıklarında (kedilerde düşme sonucu en fazla görülen kırık şeklidir) çene kemiğinin sabitlenmesi ile kısa sürede başarılı sonuçlar almak mümkündür. Kırığın şekillendiği bölgede kemikler arasında tam bir ayrılma yok ise sıvı gıdalar verilerek aşırı hareket etmesi önlendiği taktirde kendi halinde iyileşmesi de mümkündür.

Rachitism (Raşitizm-Kemik Gelişimindeki Yetersizlik)

Hastalığın nedeni nedir ?

Hastalığın oluşmasının nedeni özellikle büyüme döneminde kalsiyum, fosfor ve D vitamini eksikliğine bağlı olarak kemik yapının yetersiz gelişimidir. Kedilerde genellikle daha az görülür.
Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Kalsiyum, fosfor ve D vitamini birbirlerinin etkisini destekleyen, işlevini artıran bir mekanizma ile çalışır. Bu nedenle herhangi birinin eksikliği kemik metabolizmasında aksamaya neden olabilir.

Kediler özellikle süt emme döneminde D vitaminini depolayabilme ve daha ileri dönemlerde kullanabilme yeteneğine sahip olduklarından raşitzm nadir görülen ve hafif ve yavaş gelişen bir hastalıktır.

Kalsiyum’un kemiklerde aktif hale gelmesi, D vitamini etkisiyle paratiroid hormon tarafından sağlanır. D vitamininin eksikliği halinde paratiroid hormon kalsiyumun kemiklerde yerleşmesini sağlayamaz ve vücut sıvılarında kalsiyum düzeyi artar. Bu durumda özellikle büyüme döneminde demineralizasyona neden olur.

Fosfor, kemiklerin kalsifikasyonunda kalsiyum ile birlikte çalışır ve kalsiyum/fosfor oranının 2/1 olması normal düzen için gereklidir. Bu dengenin herhangi bir mineral lehine bozulması kemik gelişimini olumsuz etkileyebilir.

Kalsiyumun, fazla alınması halinde kanda artan miktarın düzenlenmesi için organizma tarafından kemiklerdeki fosfor iyonları geri alınır ve kalsiyumla birleşerek atılımı sağlanır. Fosforun fazla alınması halinde ise bu kez kemiklerden kalsiyum alınarak benzer işlem gerçekleşir. Her iki durumda da kemik doku etkilenir ve normal gelişimini sağlayamaz.
D vitamininin görevi, kalsiyumun bağırsaklardan emilimini, kalsiyum ve fosforun vücutta tutulmasını ve kemik dokuya geçişini sağlamaktır.

Eksikliği halinde bu işlevlerde aksamalar ve dolayısıyla da kemik gelişiminde yavaşlamalar olacağından raşitizmin şekillenmesine neden olur.
Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Hastalığın karekteristik belirtisi, özellikle uzun kemiklerde eğilme ve dokunulduğunda duyulan ağrıdır. Kemiklerin epifiz kısımlarında, kıkırdak dokunun artması, genişlemesi, kalınlaşması ve buna bağlı olarakda kemiğin normal gelişiminin engellenmesi söz konusudur.

Kedilerde taş, toprak gibi gıda olmayan maddeleri yeme nadirde olsa rastladığımız klinik belirtilerden biridir.

Ayrıca diş gelişim bozuklukları, diş değişimlerinin gecikmesi gibi belirtiler görülebileceği gibi omurgada eğrilik, sırtta kambur duruş, belin sarkıklığı, X veya O bacaklık gibi kemik gelişimi ile ilgili bozukluklar görülebilir.

Çoğunlukla ağrı tespit edilir. Ağrı nedeniyle hasta yürümekten kaçınır.
Kemik yapı bozulduğundan büyüme yavaşlamışdır ve kemik dokuda ciddi deformasyonlar söz konusudur. Bu nedenle kemik kırıkları çok rahatlıkla oluşabilir.

Yavru kedilerde konstipasyon ile birlikte parapilaji de görülebilir.
Hastalıkdan nasıl korunulur ?

Yetersiz ve dengesiz beslenen yavruların en temel problemlerinden biri olan bu hastalık dikkat edilmediğinde üzücü sonuçlara neden olabilir. Kırıklar veya kalıcı kemik eğrilikleri görülebilir. Bu yüzden özellikle gelişme döneminde beslenmeye dikkat edilmelidir. Ayrıca D vitaminin (D3) derinin granulosa katında sentezlenmesi nedeniyle yavruların güneş ışınlarından yararlanmasına dikkat edilmelidir.

Ayrıca hamilelik sırasında annenin iyi beslenmesi doğacak yavruların daha sağlıklı olmalarını sağlayacaktır.

Raşitizme maruz kalmış yavruların, tedavi sırasında haraketlerinin kontrol altına alınması istenmeyen kırıkların oluşmasını önlediği gibi hastalığın ilerlemesini engellemek açısından da önemlidir.
Sonuç

Büyümede duraklama ve gelişim geriliği gibi spesifik bir bozukluğa neden olan raşitizmin tedavisinden daha çok oluşumunu önlemek gereklidir. Bu nedenle korunma amacı ile annenin gebelik döneminden başlayıp yavrunun büyüme dönemini kapsayan süreçte beslenmeye dikkat etmeli, yeterli ve dengeli bir beslenme sağlanmalıdır.

Raşitizim belirtilerinden birinin veya bir kaçının görüldüğü durumlarda hemen veteriner hekiminizle irtibat kurarak acil önlem almalısınız.

Obesity (Aşırı Şişmanlık)

Hastalığın nedeni nedir ?

Kedinin vücut ağırlığının cinsiyet ve yaşına göre normal sayılan ortalama ağırlığının % 15 ile % 25 üzerine çıkması obesite olarak tanımlanır. Kedilerde daha az olarak görülen obesite, oluşum nedenine göre;

Endojen obesite,
Eksojen obesite olarak iki gruba ayrılır.

Endojen obesitenin; birincil nedenleri metabolizmada değişikliğe neden olan hipotroidizm ve diabetes mellitus gibi hastalıklardır.Bu tür obesitenin giderilebilmesi için neden olan asıl hastalığın tedavisi gerekir.
Eksojen obesitenin; şekillenmesinde birincil etken beslenme bozukluğudur. Aşırı miktarda gıda tüketimi veya kalorisi yüksek gıdalarla beslenme nedeniyle şekillenebilir. Bunların dışında obesitenin gelişmesine etki eden çeşitli faktörler vardır. Bu faktörlerin başında, yaşlanma veya kısırlaştırma gibi aktivitenin azalmasına neden olan faktörler gelir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda hormon metabolizmasındaki değişiklikler ve hareketsizlik nedeniyle gıdalarla alınan besinlerin yakılamaması ve depolanması obesite oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca alınan gıdanın içerdiği enerji payının aynı kalmasına karşın aktivitenin azalması da depolanan yağ miktarının artmasına neden olur.
Ayrıca öğün arası beslenme de obesitenin şekillenmesine etki eden faktörlerden biridir. Normal gıdası ile aldığı yaşam ve enerji payının dışında fazladan alınan bu gıdalar vücut tarafından harcanamadığından depolanır ve obesite şekillenir.
Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Vücudun ihtiyacı olan enerji; karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması ile sağlanır. Bu besinlerin alınan gıdalardaki oranlarının fazlalığı yanında metabolizmada oluşan bir aksamaya bağlı olarakta obesite şekillenmesi söz konusudur.
Obesite, vücutttaki yağ hücrelerinin sayıca ve hacim olarak artışına bağlı olarak şekillenir. Bir kedinin vücut yağlarının sayısal oluşumu büyüme döneminde olduğundan bu dönemde beslenmenin önemi büyüktür. Yağ, protein ve karbonhidrat oranı dengeli olmadığı taktirde oluşan fazlalık yağ hücreleri şekline dönüşür ve depolanır. Sayısal artışın fazlalığı ileri dönemlerde obesitenin şekillenmesin de en büyük etkenlerden biridir. Zaman içinde kilo artışı bu yağ hücrelerinin hacimsel genişlemesine neden olur ve obesite şekillenir. Yağ hücrelerinin sayısal olarak fazla olması kilo vermenin zor olmasına neden olur.Çünkü yağ hücrelerinin sayısında bir değişiklik olmadan hacimsel olarak küçülmesi söz konusudur.
Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Kilo artışı görülebilen ilk bulgudur. Kedilerde özellikle arka bacakların arasında ve karın bölgesinde yağ birikimi karekteristik bulgudur. Zamanla yağlanmanın artışı bel bölgesindeki dolgunluk ve gövdenin silindirik yapısı karekteristik bir görüntüdür. İleri obesite durumlarında artan yağ tabaka nedeniyle kaburgaların dahi görülmemesi söz konusu olabilir.
Her ne kadar kediler fazla kiloyu çok iyi tolore edebilselerde ileri vakalarda artan kilo artışına bağlı olarak omurlarda özelliklede omurlar arası disklerde problemler, artritis ve nadir olarak yürüyüş bozuklukları görülebilir.
Özellikle iran kedileri şişmanlamaya oldukca yatkındırlar ve bu nedenle diyetlerine özel bir dikkat gösterilmelidir.
Hastalıkdan nasıl korunulur ?

Kilo almayı önlemek için gösterilecek çaba, fazla kilonun neden olduğu problemleri gidermek için gösterilecek çabadan daha fazla değildir. Bu nedenle kilo artışının baştan önlenmesi sorunların yaşanmaması için alınacak en iyi önlemdir. Bunun için tüm kedilerin diyetlerine dikkat edilmeli, yemek saatlari dışında yemek verilmemelidir. Şişmanlık belirtilerini ilk gördüğünüz anda her zaman olduğu gibi veteriner hekiminize danışmalı ve kediniz için en uygun olan beslenme rejimini belirlemelisiniz.
Sonuç

Obesite; kilo artışı ve yağlanmaya bağlı olarak fiziki bir bozukluğa neden olması yanında konjestif kalp yetmezliği, şeker hastalığı, infertilite ve kabızlık gibi bir çok metabolik ve fizyolojik bozukluğa predispozisyon yaratacağından kontrol altında tutulması ve önlem alınması gereken bir durumdur.
Şişman kedilerin birden bire günlük yiyeceklerini reddetmeleri ve artan bir iştahsızlık periyoduna girmeleri Hepatik Lipidosis hastalığını akla getirmelidir. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşıldığında veteriner hekime danışılmalıdır.

Kedilerde Tiamin (B 1 Vitamini) Eksikliği

Hastalığın nedeni nedir ?

B 1 vitamini karbonhidrat metabolizmasında görev yaptığından vücudun bu vitamine ihtiyacı diyetteki karbonhidrat seviyesi ile paralellik gösterir. Eksikliğinin başlıca nedeni diyetle yetersiz alınması, fazla karbonhidrat alımına bağlı olarak açığın artması veya gıdanın hazırlanışı sırasında uygulanan ısı işlemi ile yıkımlanmasıdır.

Ayrıca çiğ balık ve bazı bitkisel gıdalarda bulunan tiaminaz enzimide B 1 vitamininin yıkımlanmasına neden olabileceğinden tiamin eksikliği görülebilir.

Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Tiamin eksikliği hızla gelişen ve tedavisinde gecikildiğinde kısa sürede ölümlere neden olabilen bir problemdir. Hastalığın gelişmesi eksikliğin süresine bağlı olarak üç bölümde incelenebilir.

İndüksiyon evresi,
Kritik evre,
Terminal evre,
Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Eksikliği halinde bulunduğu evreye göre spesifik belirtiler görülür.

İndüksiyon evresi; eksikliğin oluşumunun ilk haftalarıdır. Belirtilerin görülmesi yaklaşık iki hafta sonra olur ve iştahın azalması ilk görülen klinik bulgudur. Daha sonraki haftalarda bu durum ilerler, kusma ve tam bir iştah kaybı şekillenir. Bu aşamada arka bacaklarda ataksiler ve buna bağlı olarakta yürüme güçlüğü şekillenebilir.

Kritik evre; ani gelişen ve sinirsel bozuklukların görüldüğü evredir. Çoğunlukla duruş bozukluğu, ataksi ve pupillaların genişlemesi en belirgin bulgudur. Ayrıca titremeler ve başın yukarı doğru kıvrık tutulması gibi belirtilerde görülebilir.

Terminal evre; tedaviye cevap vermeyen gecikilmiş evredir. İlerleyen zayıflama ile birlikte güçsüzlük ve halsizlik şekillenir. Çoğunlukla da bir kaç gün içinde ölüm görülebilir.
Sonuç

Hastalığın gelişimi gibi tedaviside hızlı sonuç verir. Ancak kritik evreyi geçirdiğinizde tedaviye olumlu cevap alamayabilirsiniz.

Eclampsia (Gebelikde Kalsiyum Yetmezliği)

Hastalığın nedeni nedir ?

Kanda kalsiyum oranının düşmesi (Hipokalsemi)ile karekterize bir metabolizma hastalığıdır.

Hastalığın nedeni vücudun kalsiyum metabolizmasının bozulması ve bu nedenle oluşan kalsiyum yetersizliğidir. Doğumu izleyen ilk haftalarda süt salgısının artışı, bağırsaklardan yeterli kalsiyum emiliminin veya kemiklerde yeterli kalsiyum üretiminin olmaması gibi nedenlerle kanda kalsiyum oranının düşmesi sonucu şekillenebilir.

Kedilerde çok nadiren ortaya çıkar.
Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Artan kalsiyum ihtiyacı vücuttaki kalsiyum depolarının tüketilmesine neden olur. Vücutta azalan kalsiyuma karşın özellikle laktasyon nedeniyle sürekli bir kalsiyum tüketimi vardır ve kalsiyum yetersizliği belirginleşerek klinik semptomlar gözlenebileceği gibi kanda ölçülebilen kalsiyum oranı düşer.
Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Solunumun sıklaşması, kusma, huzursuzluk ve titremelerin görülmesiyle birlikte ileri dönemlerde konvulsiyonlar, bacaklarda kasılmalar, kollaps ve koma halide görülebilir. Genellikle ağızda ve gözde kuruluk, beden ısısında ve nabızda artış vardır. Tedavide gecikilen ilerlemiş vakalarda ölüm şekillenebilir.
Hastalıkdan nasıl korunulur ?

Gebelik ve laktasyon döneminde annenin beslenmesine dikkat edilerek kalsiyum yönünden dengeli gıdalar ile beslenmesi hastalıktan korunma yönünden önemlidir. Ancak dikkat edilmesi gereken konu aşırı kalsiyumun da metabolizma üzerine olumsuz etkiler yapabileceğidir. Özellikle gebelik döneminde aşırı kalsiyum partiroid hormonunun salgılanmasını baskılayabilir.

Bu gibi sakıncaların önlenmesi için iyi kalitede ve dengeli bir mama ile beslenmesi çok önemlidir.
Sonuç

Hastalık bazı vakalarda oldukca tehlikeli olabilir. Bu nedenle hamilelik,doğum ve laktasyon sırasında veteriner hekiminizle diyolog içinde bulunmanız istenmeyen durumların önüne geçmek açısından önemlidir.
Klinik belirtilerin görülmesi durumunda yavrular anneden ayrılmalıdır. Yavruların anneyi emmeye devam etmesi iyileşmenin gecikmesine neden olur.

Anorexia (İştah Kaybı)

Hastalığın nedeni nedir ?

İştah, hipotalamusta açlık ile ilgili merkez tarafından kontrol edilir. Bu merkezin, hormonlar, korku, heyecan, ağrı, enfeksiyonlar, yangısel bozukluklar ve midenin dolgunluğu gibi bir çok faktörün etkisiyle deprese edilmesiyle iştah azalır veya tamamen kaybolabilir. Ayrıca yemeği beğenmeme gibi bir durumda da anorexia şekillenebilir. Gerçek anorexia olarak tanımlanan bu durum açlık merkezini uyarımına yönelik medikal tedaviler ile gıda değişiklikleri ile giderilebilir.
Kediler yemekleri konusunda oldukça seçicidirler ve gıda değişikliklerinden pek hoşlanmazlar. Bu nedenle kedilerde iştahsızlık daha sık olarak görülebilir.
Disfaji olarak adlandıran yutma güçlüğü gibi bir durumda ise yeme isteği olmasına karşın yutmadaki güçlük veya ağrı gibi bir nedene bağlı olarak yemek yiyememe ve açlık durumu söz konusudur.
Hastalığın gelişimi nasıldır ?

Açlık merkezini inhibe eden toksemi, enfeksiyon, yangı, tümöral oluşumlar, heyecan, ağrı, korku, mide ve bağırsakların aşırı doluluğu veya yabancı cisimler gibi durumlarda iştah kaybı söz konusu olabilir.
Bazende hiç bir neden olmaksızın yemeyi reddedebilir. Bu durum size karşı yapılan protesto olabileceği gibi yemeği beğenmemesine bağlı da olabilir. Böyle bir durumun giderilmesi için alışkın olduğu lezzette bir gıdaya geçilmesi sorunun giderilmesine yardımcı olabilir.
Hastalığın belirtileri nelerdir ?

Yemeği reddetme ve kilo kaybı klinik olarak görülebilen ilk ve en önemli bulgudur.
Açlık merkezinin inhibe edilmesi veya yutma güçlüğü nedeniyle vücut tarafından alınan protein ve enerji kaynaklarının yetersizliğine bağlı olarak hızlı ilerleyen bir kilo kaybı şekillenir. İlerleyen durumlarda protein enerji metabolizmasındaki bu yetersizlik nedeniyle immun yetmezlik, anemi, halsizlik gibi birçok sistemik bozukluğun şekillenmesi söz konusudur.
Açlığa bağlı olarak, normal zamanlarda bağırsaklardan emilen glikoz seviyesinde azalma buna bağlı olarakta kanda glikoz seviyesinde düşme olur. Glikoz’un rol aldığı normal vücut fonksiyonlarının devamının sağlanabilmesi için karaciğerdeki glikoz depoları kullanılır. Açlığın devamı halinde karaciğerdeki glikoz depoları kullanıldığından glikoneogenesis başlar ve amino asitler kullanılır. Zincirleme olarak gelişen bu metabolik bozukluklar sonucunda; tüm fonksiyonlarda azalma, halsizlik, kilo kaybı ve ilerleyen durumlarda kaslarda aşırı zayıflık görülebilir. Gerekli destek ve tedavi yapılmaz ise ölüm şekillenebilir.
Sonuç

Anorexia bir çok hastalığın seyri sırasında görülebilen klinik bir bulgu olarak değerlendirilmesine rağmen, beyincikdeki açlık merkezinin dejenerasyonuna bağlı olarak şekillenen ve ölümlere neden olabilen bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle uzun süreli iştahsızlık olaylarında muhakkak veteriner hekimize danışınız.

Esansiyel Yağ Asitleri Eksikliği

Hastalığın nedeni nedir ?

Oluşumundaki birincil neden esansiyel yağ asitlerinin yetersiz olduğu gıdalar ile beslenmedir.

Yağların yapısında bulunan ve doymamış yağ asitleri olarak bilinen linoleik asit (omega 6) ve linolenik asit (omega 3) vücutta sentezlenemediklerinden esansiyel yağ asitleri olarak tanımlanırlar. Vücut fonksiyonlarında arakidonik aside çevrilerek etkin rol oynarlar.

Gıdalar ile dışarıdan yeterli düzeyde alınamadığı durumlarda, karaciğer hastalıklarında, bağırsaklarda yetersiz emilimde, enzim yetersizliği veya yokluğu gibi bir nedene bağlı olarak oluşabilen yağ asitlerinin eksikliğin dolayı çeşitli metabolik bozukluklar görülebilir.
Hastalığın gelişimi nasıldır?

Kedilerde; linoleik asidi bir çok metabolik aktivitede etkin rol oynayan arakidonik aside dönüştüren sentez sistemi yetersizdir. Bu nedenle kedilerin gıdasında yeterli düzeyde arakidonik asidinde bulunması gereklidir. Esansiyel yağ asitlerinin oranının vücutta belli düzeyde olması fonksiyonların düzenli olabilmesi için zorunludur. Aralarındaki dengenin çeşitli nedenlere bağlı olarak bozulması metabolik işlevlerde aksamalara neden olur.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

Özellikle yavrularda gelişim geriliği ilk gözlenebilen belirtilerdendir. Yağlı bir tüy yapısının varlığı dikkat çekicidir. İleri yaşlarda spesifik belirti aşırı zayıflamadır.
Kedilerde esansiyel yağ asitlerinin eksikliğine bağlı olarak görülebilecek belirtiler;

Deride pullanma, hiperkeratosis, tüy dökülmesi,
Karaciğerde yağlanma ve dejenerasyon,
Yaraların iyileşme süresinin ve kanın pıhtılaşma süresinin uzaması,
Östrus düzensizlikleri ve yavru ölümleri gibi çok çeşitli olabilir.
Sonuç

Her kedinin esansiyel yağ asitlerine olan ihtiyacı fizyolojik özelliklerine göre farklılık gösterebileceği gibi yaşa bağlı olarak da farklılık gösterebilir.

Kedilerin diyetinde bulunması gereken esansiyel yağ asitleri yanında arakidonik asidin de gıdalar ile dışarıdan alınması ve yeterli düzeyde bulundurulması gereklidir.

Immun Thrombocytopenia (Trombosit Azalması)

Hastalığın nedeni nedir?

Kanda trombosit sayısının azalması olarak tanımlanan hastalık immun sistem bozukluklarına bağlı olarak görülebileceği gibi diğer immun sistem hastalıklarının seyri sırasında da görülebilir.

Kedilerde köpeklere oranla daha az gözlenmektedir ve cinsiyet, ırk gibi nedenlere bağlı bir yatkınlık söz konusu değildir.

Hastalığın oluşumunda pek çok faktör etken olmakla birlikte dalak, karaciğer ve kemik iliği gibi bağışıklık sisteminde temel işleve sahip organlarda antikor seviyesinin yükselmesi veya kemik iliğinde trombosit üretiminin azalmasına bağlı olarak şekillenmektedir.

Bu mekanizmanın aksamasında, viral enfeksiyonlar, bazı ilaçlar ve tümörler etkin rol oynamaktadır.
Hastalığın gelişimi nasıldır?

Bağışıklık mekanizması kompleks halinde çalışan bir sistemdir. Bu nedenle trombocytopeni çoğu zaman diğer immun hastalıklarla birlikte gözlenmektedir.

Trombosytopeniye ait bulgular görüldüğünde oluşum mekanizması aynı olan ve birlikte görülen otoimmun hemolitik anemiye ait bulgularda araştırılmalıdır.

Genellikle klinik belirtilerin görülmeye başladığı ve aneminin ilerlediği durumlarda tespit edilen trombosytopeni durumlarında kanda belirli bir düzeyin altına inmiş olan trombosit sayısının artırılması amacıyla uygulanan medikal tedavilere olumlu cevap alınabilir.

Nadir olarak tedavilere olumlu sonuç alınamayan vakalarda dalağın alınması gibi operatif bir yönteme baş vurulabilir. Ancak operasyona rağmen nükslerin görülmesi ve oluşabilecek komplikasyonları nedeniyle pek tercih edilmeyen bir yöntemdir.
Hastalığın belirtileri nelerdir?

Klinik olarak gözlenen ilk bulgular zayıflık ve halsizliktir. Trombositler kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktörlerin oluşum mekanizmasında etkin rol oynadığından azalması durumunda burun kanaması, deride nokta şeklinde küçük kanama odakları veya idrarın kanlı olması gibi çeşitli kanama belirtileri gözlenebilir.

Kanamaların şiddetli olduğu ilerlemiş durumlarda mukozalarda solgunluk, demir eksikliği ve benzer anemi belirtileri de şekillenebilir.
Sonuç

Hastalık klinik belirtiler yanında, trombosit faktör testi ve immunofloresan testi gibi özel testlerle kolayca tespit edilebilen ve medikal olarak tedavisi mümkün bir hastalıktır.